Psikolojik destek yalnızca bir süreç. Hayatınızı olumsuz etkileyen, başa çıkmakta
güçlük çektiğiniz, keyifli bir yaşam ve ilişkiler sürdürmenizi, üretmenizi,
gelişiminizi, değişiminizi engelleyen zorluklarla baş etmeyi sağlayan bir
süreç. Sonunda kendinizi, tüm duygularınızla, saçmalamalarınızla ve
çatışmalarınızla bütünlemeyi ve kabullenmeyi öğrenip, yaşamınızdan keyif
alabilme hakkını ve keyif alacağınız bir yaşam yaratma gücünü
buluyorsunuz. Size eşlik eden kişi,
nelerin nasıl yapılması gerektiğini anlatmıyor; buna rağmen güven ilişkisi
kurduğunuz bu kişinin varlığında neler yapılması gerektiğini siz buluyor,
deniyor ve uyguluyorsunuz.
Anlatmak her zaman kolay olmuyor elbette. İçimizde korkular
dolanıyor. Anlattığımızda karşı tarafında bizi kendimizi yargıladığımız gibi
yargılamasından korkuyoruz. Zamanında
kendisi için çok değerli olmuş insanların kendisiyle ilgili hissettiğini
düşündüğü şeylerin karşısındaki tarafından da hissedileceğinden korkuyoruz.
Acılarımızı, öfkemizi, yargılarımızı, hükümlerimizi bir yabancıya anlatmak zor
geliyor.
Sevilmediğine, kabul edilmediğine, anlaşılmadığına, desteklenmediğine, paylaşamadığına, istenmediğine, yalnız olduğuna, yük olduğuna dair endişelerini öyle kolay dillendiremiyor insan bir başkasına. Anlattıkça insanın değil başkasına, kendine dahi ifade edemediği, hatırlamak istemedikleri ya da “unuttum, üstesinden geldim” dediklerinin hayatını ne kadar etkilediğini fark etmesi canını yakıyor. Bir an önce bitsin, yükünden kurtulsun, bir sihirli değnek sunulsun ve acısı dinsin istiyor. Ancak zamanla anlıyor benliğindeki tüm yaralara rağmen ayakta kalabildiğini ve aslında ne kadar da güçlü olduğunu. Bugünden geçmişe bakıp da kendini yaptıkları için fütursuzca yargılarken aslında yargıladığı o günlerde var olmaya devam edebilmek için bulabildiği en doğru ve en ulaşılabilir çözümleri uygulamış olduğunu sonradan algılıyor; anlıyor, barışıyor kendisiyle…
Sevilmediğine, kabul edilmediğine, anlaşılmadığına, desteklenmediğine, paylaşamadığına, istenmediğine, yalnız olduğuna, yük olduğuna dair endişelerini öyle kolay dillendiremiyor insan bir başkasına. Anlattıkça insanın değil başkasına, kendine dahi ifade edemediği, hatırlamak istemedikleri ya da “unuttum, üstesinden geldim” dediklerinin hayatını ne kadar etkilediğini fark etmesi canını yakıyor. Bir an önce bitsin, yükünden kurtulsun, bir sihirli değnek sunulsun ve acısı dinsin istiyor. Ancak zamanla anlıyor benliğindeki tüm yaralara rağmen ayakta kalabildiğini ve aslında ne kadar da güçlü olduğunu. Bugünden geçmişe bakıp da kendini yaptıkları için fütursuzca yargılarken aslında yargıladığı o günlerde var olmaya devam edebilmek için bulabildiği en doğru ve en ulaşılabilir çözümleri uygulamış olduğunu sonradan algılıyor; anlıyor, barışıyor kendisiyle…
Bu noktada psikolojik yardım almak, içsel bir hazır olma ve
karar verme süreciyle, yardım için başvurmadan çok önce başlıyor. Önce, sorunların varlığını kabul edip, bunları
ancak kendinizin çözebileceğine ikna etmeniz gerekiyor kendinizi. Sorunlarınıza
veda etmeye, keyifsiz ve üzücü an(ı)lar kadar daha keyifli ve mutlu an(ı)ları
da üstlenmeye hazır olmanız gerekiyor. Sizi var edenin bütün bu olumlu ve
olumsuz an(ı)ların bileşkesinden oluştuğunu kabullenmeniz, bazen bilip de
unuttuğunuz, bazense hiç tanımadığınız ve bilmediğiniz yollarda yürümeye
cesaret edebilmeniz gerekiyor…